Hoş Geldin Sayın Hocam

Siyaset sahnesini terketmenizden sonra, inanın bir türlü yüzümüz gülmedi. Yüzünüze, sözünüze, nazik ses ve mimiklerinize hasret kalmıştık. Siz gittikten sonra, siyaset sahnesinin ne tadı kaldı ne de tuzu. Aman hocam, talebeleriniz nerde siz nerde? Sahi be hocam! Siz bunlara nasıl ders verdiniz Allah aşkına? Bunlara elifbayı ters mi okuttunuz yoksa?

 

Bakıyorsun Kemalistlere posta atıyorlar. Bir bakıyorsun boyun eğip biat ediyorlar. Hani işaret parmağınızı sallayıp, „Sizi gidi batı kulübü taklitçileri siziii“ dediğinizde yer yerinden oynardı vallahi. Bunlar konuştuğunda, af buyurun eşeğin kuyruğu bile oynamıyor. Bu nasıl milli görüş, bu nasıl milli duruş, anlıyamadım gitti.

 

Seneler sonra, 84 yaşınızda tekrar siyaset sahnesine teşrif bulundunuz. Gözlerimiz yollarda kalmıştı inanın. Şükürler olsun kavuşturana. Hoş geldiniz sayın hocam, safalar getirdiniz. Başim gözüm üstüne geldiniz.

 

Hatırlayacağınız gibi, siz siyaset sahnesinde at koştururken, kadayıfın altı kızarmıştı. Rabbime şükürler olsun, üstü de kızarmış bulunuyor. Size iki porsiyon ayırmıştım. Dilerseniz hemen taktim edebilirim.

 

Malum aliniz, „İktidara geleceğiz, ancak bu iş kanlı mı olacak, yoksa kansız mı?“ diye bir kelam buyurmuştunuz. Böyle bir laf ettiniz diye Kemalist efedilerimiz az kalsın sizi paramparça edeceklerdi. Allahın işine bak ki, sizin yerinize çıraklarınız iktidar oldular. Onlar, kanlı olanını tercih ettiler. Yıllardır, ülkede kan gövdeyi götürüyor hocam. Sizi ve partinizi yer ile yeksan etmek isteyen askeriye, adliye ve mülkiye ricali ise, bu işe aldırmıyorlar, seslerini kesip arazi olmuşlar. Bu işin adını da Ergenekon koymuşlar. Vuran vurana, kıran kırana bir ülkede yaşıyoruz sayın ve sevgili hocam.

 

Biliyorum, en çok ağır sanayi hamlesinin ne durumda olduğunu merak ediyorsunuz elbette. Kalfanız olan Kasımpaşalı Tayyip, ara sıra televizyon denilen gavur icadına teşrif edip, bir şeyler söylüyor ama, mumin ve mumine kardeşlerimiz ona asla inanmıyorlar ve de güvenmiyorlar.

 

Nerde siz, nerde çıraklarınız? Boyun bükerek, dudak büzerek, göz süzerek „İktidara geldiğimizde, senede bin tank, beş yüz uçak imal edecek ağır sanayî hamlesini başlatacağııız“ dediğinizde yüreğimizin yağı erirdi. Düşmanlarımız korkudan titrerdi. Şimdi öyle mi sayın hocam? Ülkede sanayî yok ki, hamlesi olsun.

 

Bu konuda sadece Kürt kadınları sizin gösterdiğiniz yoldan imanla yürüyorlar. Herkes Atatürkün izinden yürürken, Kürt kadınları inadına sizin izinizden yürüyorlar. Ağır sanayî hamlenize inatla ve kararlılıkla destek veriyorlar. Sayenizde milyonlarca Kürt kadını, rahmini otomasyona bağlamış bulunuyor. Her sene bir bebek imal ediyorlar. Bebek ağlamaları, Kürdistan’ın dağını taşını inletiyor inanın. Ben buna ağır sanayi derim işte.

 

Türk Genel Kurmayı’nın yaptığı araştırmaya göre, Kürt nufusu 2035 yılında Türk nufusunu geçecekmiş. Kürtler devletin asli sahibi, Türkler ise ova Kürdü olacakmış. Türkçe konuşma, Türk diliyle kitap basma, gazete ve dergi çıkarma, Türk diliyle eğitim ve öğretim yapma yasaklanacakmış.

 

Öyle gevrek gevrek gülmeyin sayın hocam, ben Türk Genel Kurmayı’nın yalancısıyım. Bildiğiniz gibi, onlar askerlikten başka her şeye karışıyorlar. Biz Allahın naçiz kulları, omuzu kalabalıklardan daha mi iyi bileceğiz hocam?

 

Malumunuz olduğu üzre, Ankara’nın Kemalist valisi Tandoğan, komünistlere „Siz kim oluyorsunuz? Komünist parti gerekiyorsa, onu da biz kurarız.“ demişti. Eeee bunlar da İttihat Terakkî’nin ve Atatürk’ün leşkerleri. Eğer gerekirse Kürtleri efendi, Türkleri de köle yapabilirler. İtiraz etmek haddimize mi?

 

Sayın ve sevgili hocam! Malum, ihtiyarlar unutkan olur. Siz sakın unutmayın, gelecek sene seçim var. İktidar olma sansınız çok yüksek. Televizyona çikacağınız gün, üç limon, iki elma, bir domates ve bir hıyarın bulunduğu filenizi yanınıza almayı sakın unutmayın. Önceki seçimlerde olduğu gibi, elinizdeki fileyi ekran başındaki izleyicilerin gözünün içine sokup „Bunca yiyeceğin fiyati bin liradır“ diyin ve kurnazca gülümseyin. Kimsenin sizi durduramayacağından emin olabilirsiniz.

 

84 yaşından sonra siyaset mi olur, genel başkanlık mı yapılır diyenlere aldırmayın sayın hocam. Kongre ve toplantılarınızda, Oğuzhan Asiltürk, Şevket Kazan, Recayî Kutan, Ahmet Tekdal, Fehmi Adak gibi ağır toplarınızı tek sıra biçiminde dizin. Ellerine hançer, gürz, ok ve kement verin. Akıncı kardeşlerimiz bir ağızdan „Baş bakan Erbakan, işte ordu, işte komutan.“ diye slogan atsınlar.

 

Saygı değer hocam! Rabul alemin size bir kere „Yürüü ya kulum.“ demiş bulunuyor. Türk-İslam sentezinin iktidara gelmesini engellemek kimin haddine? Haydî sayın hocam, Ya Allah! Ya Fettah! Ya Rizak...

 

Yılmaz Çamlıbel

Zagor